:: 26 Kasım 2020 Perşembe

:

:

:
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Bülent ACUN Bülent ACUN

ANLATTIĞI HAK OLANIN,AĞLAYANI HALK OLUR

11 Mayıs 2020 Pazartesi 10:35

Modern zamanda dinin, rönasanstan mülhem hapsedildiği vicdandan çıkıp, hayata hakim olmasının en önemli araçlarından biride genelde medya, özelde ekran sayılabilir. Ekran sadece ekran değildir, o bazen muhkem bir kale, bazen müthiş bir cephe, bazen de müstesna bir mekteptir…

 

Bir toplumu dininden, kültüründen ve tarihinden koparmanın en kestirme yollarından biri de hiç kuşkusuz; o topluma hitap eden medyanın gidişatını tam ters istikamette dizayn etmekten geçiyor. Etki protokolünde kendisine ayrılan dördüncü koltuğu beğenmeyip, sahip olduğu algı operasyonu ve manipülasyon gücüyle, protokolün birinci koltuğuna doğru hızla hucüm eden medyanın gücü ve önemi maalesef her geçen gün artmadır. Hitap ettiği toplumun değerleriyle barışık, müspet, faydalı ve yararlı medya kuruluşlarına sahip olmak, her toplum için fevkalade mühim bir kazanımdır.

 

Benim dinime, tarihime, kültürüme, medeniyetime ne kadar yer verirse bende o medya kuruluşlarına o kadar değer veririm. Maalesef bu topraklarda uzun yıllar medyanın özellikle bir kısmı bırakın değerlerimize yer vermeyi, bütün gücünü adeta onları itibarsızlaştırmaya harcayarak, dindarlığı sadece söylemden ibaret olmayan Müslümanların haklarında derin kuşkular duymalarına sebep olmuşlardır. Bir dönemin meşhur ifadesiyle, bir kısım medyanın bu meyandaki sicili maalesef oldukça bozuktur.

 

Rabbimize ne kadar hamd etsek azdır ki özellikle son yıllarda bu toprağın insanıyla, bu toprağın irfanını buluşturmayı gaye edinmiş medya kuruluşlarının sayısı hayli artmıştır. Bir zamanlar bu ülkede yüce dinimizle ilgili programlar adeta zevahiri kurtarmak kabilinden icra edilirken, bugün hamdolsun özellikle Ramazan-ı Şeriflerde birbirinden nitelikli programlar ekranlarımızdan evlerimize akarak, hem gözlerimizi hem de gönüllerimizi doyuruyor. Allah iyi niyetli ve nitelikli olanların sayısını çoğaltsın. Özellikle Ramazan-ı Şerifte her iftar ve sahurda ekran kürsüsünün kıymetli edip, hatip ve vaizleri hanelerimize misafir oluyor, milletimize yüce dinimizi anlatıyorlar.

 

Genel kabulün bütün bir hayatı kuşatıp işgal ettiği bir ortamda, en zor şeylerden birisi de kürsüden insanlara vaaz etmek… Bir mahalle camiinin kürsüsünde bile konuşmanın her geçen gün zorlaştığı günümüzde, ekran kürsüsünde konuşmak kat be kat daha zor elbette. Yıllarca ekran kürsüsünde konuşup, sözünü ve yüzünü eskitmeden kendini koruyabilmek her yiğidin kârı olmasa gerek. Bir Ramazan ayında ekranlardan bize merhaba diyen, yine bir Ramazan ayında elveda diyen Ömer Döngeloğlu merhumda o yiğitlerden biriydi.

 

Kanal 7'de program yaptığı ilk yıllarda programının müdavimlerinden biriydim. Merhum Ömer Döngeloğlu Hoca vaazlarında özgün bir hitap tarzı benimsemiş, bu üslubu geniş kitlelerde hayli revaç bulmuştu. Ekran vaizlerine yönelik eleştirilerin hiç birinde merhumun adının geçmemesi hep dikkatimi çekmiştir. Uzun yıllar ekranlarda olmasına rağmen, konuşma üslubunun her hangi bir polemiğe meydan vermemesini de hep takdir etmişimdir.

 

Yeri gelmişken burada bir hatıramı sizlerle paylaşmak isterim. Niğde'de görev yaptığım yıllarda Ömer Döndeloğlu hoca gelmiş dediler. Tabii ki davete icabet ettim. Giderken içimden şunu geçirmiştim: “Ömer Hoca televizyonda hem anlatıyor, hem ağlatıyor, bakalım burada da bizi ağlatabilecek mi?” Evet, öyle bir içli konuşma yapmıştı ki, o veciz konuşmasının bir yerinde pek ağlamayan bendeniz de gözyaşlarımı tutamamıştım.

 

Artık o bedenen aramıza yok. Ekran kürsümüz gür sesli duayen bir hatibini kaybetti. Ondan kalan kulağımızdaki tok sesi, aklımızdaki söyledikleri. Kaybımız büyük, acımız derin. Rabbim rahmet eylesin. Mekanını cennet, makamı âli olsun. Merhum burada derdini anlatmış, derdi olanları ağlatmıştı. Rabbim orada kendisini ebediyyen güldürsün. O yüceler yücesi; bahçelerimizi gülsüz, gülistanımızı bülbülsüz bırakmasın.

Paylaş:  Facebook Twitter Google
YAZARIN DİĞER YAZILARI