:: 18 Temmuz 2018 Çarşamba

:

:

:
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Yakup BONCUk Yakup BONCUk

AŞIK VEYSEL'İN OTELİ BİLE KAPANMIŞ HABERİMİZ YOK!

16 Nisan 2018 Pazartesi 10:00

Ünlü Halk Ozanı Aşık  Veysel, Anadolu sanatının en nadide temsilcilerinden birisidir.

Aslen Sivas Şarkışla ilçesinden olan Ozan Aşık Veysel, aramızdan ayrılalı tam 45 yıl olmuş.

Ama merhum sanatçının eserleri, okuduğu türküleri unutulmaz. O güzel nameler hala kulaklarımızda.

Her ne kadar yaşımız  Ozan'ın vefat tarihlerinde  (1973) gençlik çağımıza denk gelse de, kendisini görmüşlüğümüz yok.

Fotoğraflarından,  dergi ve gazetelerdeki haberlerinden, TV ekranlarından görüp tanıdığımız bu değerli halk ozanı başında fötr şapkası, elinde sazı  ile hep gözlerimizin önündedir.

Merhum, sağlığında elinde sazı ile tüm anadoluyu dolaşırmış.

Çocukluk yaşlarında geçirdiği çiçek hastalığından dolayı gözlerini kaybetmiş,. Babası, Veysel avunsun diye ona bir saz almış. O da gözleri görmemesine rağmen o sazı çalmasını öğrenmiş, besteler yapmış. Türküler söylemiş yurdun dört bir yanında.

Bu satırları okurken merak ettiniz değil mi? Bugün durup dururken Aşık Veysel'i neden mi yazıyorum?

Aslında hayatımızın her anında vardır Veysel ve Veyseller.

Ama Aşık Veysel'in Tarsus'la ilgili yaşadıkları hiçbir zaman unutulmaz. Geçenlerde  gazetemiz başyazarı Hacı Mustafa Erdoğan, Aşık Veysel'i 21 Mart'ta ölüm yıldönümünde anarken Tarsus ile ilgili şiirini de yazdı. Bende geçen yıllar bu şiiri kullanmıştım. Bir ay önce sayın Erdoğan o şiiri tekrar kullandığı için bugün ben o şiiri yazmak istemiyorum. Zaten o şiirle biz Tarsuslular, hep üzülmüşüzdür. Çünkü o dönemler Tarsus'ta Şadırvanlı Han'da kalırken Aşık Veysel'in parası çalınmıştır ya? O da bunun üzerine  “Parça parça olsun paramı çalan/ Kimi gerçek dedi kimisi yalan/ Dünyada görmedim böyle bir plan/Kapı kitli cüzdan cepte para yok” diyerek üzüntüsünü dile getirmiş ve hırsıza da beddua etmiştir.

Elbette canı yanan,parası çalınan Veysel  Baba haklıdır. Bin bir zahmetle kazandığı parası Tarsus'ta Şadırvanlı Handa çalınmıştır. Parasının çalındığına mı üzülsün, hancının parasını ödeyemeyip mahçup olduğuna mı yansın?

Veysel Tarsus'a geldiğinde Makam mevkiindeki Şadırvanlı Han'da kalmış. Şimdi Otel dediğimiz o handa başına gelenler ve bunun üzerine yazdığı türkü ve şiirini biliyorsunuz.

Sizleri üzmemek ve sinirlendirmemek adına şiirden başka yöne  geçmek istiyorum.

Bizler, bizim Aşık Veysel'i severiz, sayarız. Onun her  ölüm yıldönümünde Tarsus Şairler ve Yazarlar Derneği (TAŞYAD) tarafından anma proğramı düzenleriz. Ama bizlerde  Veysel'in tırnağı kadar olmasak da şiir yazarız. Şairiz demesek de, TAŞYAD bizi Şair olarak üye kabul etmiş sağolsun.

İşte bizim bu TAŞYAD bundan 10 yıl kadar evvel güzel bir atılım yaptı. O dönemin başkanlarından Halil Aksoy hocamız, dernek yönetimi ile birlikte Aşık Veysel'in Tarsus'a gelişinde kaldığı Şadırvanlı Handa (Sonradan Otel olarak yapılan bina) kaldığı odayı temsili olarak dekore ettirdi. İçine Aşık Veysel'in fotoğrafı, bir  saz ve şiirlerinin yazılı olduğu tablolar astık.

Hatta oraya bazı şairler ve Halk ozanı arkadaşlarımız da geldiler. Veysel Babanın türkülerini söyledik. Veysel Babaya Tarsus'tan dualar gönderdik.

“Hakkını helal et baba” diye yakardık. Büyük Ozan duydu mu, duymadı mı bilmiyoruz ama, sanrım ruhu şad olmuştur.

En azından büyük Ozan Tarsuslulara kırgınlığını gidermiştir diye düşündük. Üstelik Tarsus'lu eski ünlü şairlerden   Ümit Yaşar Oğuzcan bile Tarsuslular adına yıllar önce sağlığında Veysel babanın şiirlerini toplayıp kitap haline getirmiştir.

Bizde günümüz şairleri olarak Aşık Veysel'i kaldığı Şadırvanlı Handaki odasını dekore ettirip düzenledik, bir Aşık Veysel köşesi oluşturmuştuk. Buraya  defalarca gidip geldik. Ozanımızı yadettik.

Bu Oteli yıllardır Münir Uçar adında bir hemşehrimiz çalıştırıyordu. O da müsaade etti ve Otelin bir odasını Aşık Veysel için düzenledik. En azından Tarsuslular olsun, Tarsus dışından gelenler olsun, bu odayı gördüklerinde veya bu odada yattıklarında merhumu yadetmiş olsunlar istedik

21 Mart'ta Ozanın kaldığı bu otel odasında yine tören düzenlemek istedik. Ama, bu yılki  etkinlik Asutay işhahında Güner Baykal toplantı salonunda yapıldı.

Ben ise bugün - yarın bu Şadırvanlı Han'a  yeniden gidip Aşık Veysel Odasını bir kez daha görmek istedim. Bugün giderim, yarın giderim derken baktım takvimler 13 Nisan tarihini gösteriyor.  Veysel Babanın ölüm yıldönümü geçeli nerdeyse bir ay olmuş.

Önceki gün  Ulu Camiden çıkışta uğramak istedim Şadırvanlı Otel'e. Yani Şadırvanlı Han'a. Ama kapısı kapalıydı. İçeri girmek mümkün olmadı.  Aynı cadde üzerindeki bir esnafa sordum.

“Şadırvanlı otel açılmıyor mu?” diye.

Oradaki esnaf kardeşim “Otel iş yapmayınca kapandı. Zaten bu oteli işleten Münir amca yaşlandı. Emekli de olduktan sonra buraya gelen giden kalmadı. Otel yenilenmeyince ve müşteri gelmez olunca kapatıldı” dedi.

O an yüreğim cız etti. Üzüldüm. Otel  dediğimiz bu eski Han'dan kalma bina elbette artık eskimiş, köhneleşmiş. Ama oranın açık tutulması ve Aşık Veysel'in odasının bulunması bizi geçmişe bağlıyordu.

Şimdi  Aşık Veysel'in kaldığı bu ŞADIRVANLI HAN bile kapandı. Buraya bile  sahip çıkamadık diye kendi kendime kızdım.

Acaba  Tarsus Belediyesi bu eski mekanı restore ettirip kullanılır hale getiremez mi?

Yada bir işletmeci burayı alıp yeniden o Oteli açarak çalıştıramaz mı?

 

 

 

Paylaş:  Facebook Twitter Google
YAZARIN DİĞER YAZILARI