:: 24 Eylül 2021 Cuma

:

:

:
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kemal DURU Kemal DURU

BALLICA'DA ŞEHİT HACI YOLDAŞ'I RAHMETLE ANIYORUZ

29 Nisan 2015 Çarşamba 09:51

Tarsus Şehir Mezarlığına muhakkak gitmişsinizdir, girdiğimizde kapıda daha selam verirken bizi bir anıt  karşılar. Cenaze sahipleri yanıbaşında otururken, ağlarken, cenaze namazı kılınırken hep bizi seyreden bir anıt vardır. İşte o anıt kime aittir? Niçin orada pramit ve üzerine bir hilal konmuş anıt vardır hiç düşündünüz mü? Üzerindeki yazıyı okuduysanız kimdir bu zat dediniz mi? Bu hafta yazı dizimize Tarsuslu olmamasına rağmen Tarsus’a yerleşen ve milli mücadelede büyük emek sarfeden HACI YOLDAŞ’ı rahmetle anacağız…

Kimdir Hacı YOLDAŞ?

Türkistan'ın Mağrilan şehrinin Kumtepe Köyü'nden olan Hacı Yoldaş, hac vazifesini yapmak için 1912 yılında İstanbul'a geldiğinde Osmanlı'nın yıllar süren savaşlar sonunda sıkıntılı hali ile karşılaştı. Osmanlı ordusu Balkanlarda savaşıyordu. Bu manzara karşısında “bu devlet ve millet için mücadele etmekten daha önemli ne olabilir” diyerek Askeriyeye müracaat etti. Gönüllü asker olarak Balkan Harbine katıldı.

Hacı Yoldaş, Balkan Harbi'nden sonra İstanbul'a döndü. Daha sonra Hac vazifesini yapmak için Mekke ve Medine'ye geçti. Burada Hac vazifesini yerine getirdi. Fakat Birinci Dünya Savaşı çıkmış ve Osmanlı Arap çöllerinde zor şartlar altında düşmana karşı mücadele veriyordu. Mekke'de yapılan cihat çağrısına rağmen Arapların hiçbiri savaşa iştirak etmiyordu. Bu durumdan memnun olmayan Hacı Yoldaş, diğer Türkistanlılarla gönüllü asker yazılmak isteği ile Osmanlı ordusuna başvurdu. Fakat ordudaki görevli “gönüllü yazılmak isteyenlerden para alındığını, bu paranın da asker yazılırken peşin olarak ödenmesini” istedi. Ne yapacağını şaşıran Türkistanlılardan Hacı Taşpolat, 5 Osmanlı altını vererek arkadaşlarını gönüllü asker yazdırdı. Orduya katılan Türkistanlılar, cepheye sevk edilirken onları para ile gönüllü asker yazan Komutan gelerek, onlara ödedikleri parayı geri iade etti. Buna da şaşıran Türkistanlılar, neden parayı geri verdiklerini sorduklarında şu cevabı aldılar: “ Araplar askere yazılmıyorlar. Araplara, niçin gönüllü çıkmıyorsunuz, Türkistanlılardan utanmıyor musunuz?, desek; onların bize: Türkistanlılar aç kalmış onun için gönüllü yazılıyorlar dememeleri için, biz yazılan gönüllülerden emanet olarak para alıyoruz

Hacı Yoldaş, Birinci Dünya Savaşı'nda Süveyş Kanalı'nda düşmanla savaştı. Savaşın ateşkes antlaşması ile sonuçlanmasından sonra Osmanlı, Arap Yarımadası'ndan çekilmek zorunda kaldı. Hacı Yoldaş ve diğer Türkistanlılar ise terhis olarak Mekke ve Medine'den memleketlerine götürmek için hediyeler alarak Anadolu'ya doğru yola çıktılar. Hacı Yoldaş, Mekke'den anne ve babası için hediyeler aldı.

Hacı Yoldaş, memleketine dönüş yolunda Adana ve Tarsus'a uğradı. Fransızlar, onlar bu topraklara gelmeden önce Çukurova'yı işgal etmişlerdi. Ermeniler çoktan saldırılara başlamışlar ve olaylarda gün gün artıyordu. Bu manzara karşısında kalan Hacı Yoldaş'ın yüreği buradan çekip gitmeğe dayanamadı. Hacı Yoldaş, memleketlerine gitmek için yola çıkan Türkistanlılara “ Bu hediyeleri alın. Anneme ve babama verin. Annem ve babam haklarını helal etsinler. Ben mücahit olarak savaşa katılacağım. İnşallah gazi veya şehit olacağım” diyerek Tarsus'a yerleşti.

Tarsus'a yerleştikten sonra memleketlerine dönmeyen Türkistanlılarla birlikte çeşitli işler yaparak yaşamaya başladı. İlk günlerde çerçilik yaparak, günlük yiyeceğini çıkarmaya çalıştı. Adana ve Tarsus arasında günlerce dolaştı. Bir yandan da Ermenilerin ve Fransızların durumu hakkında bilgiler topladı. Dağ köylerinde çerçilik yaparken Kuvay-ı Milliyecilerle karşılaştı. Bu sıralarda birçok kez de Ermenilerin saldırısına uğradı. Günlerce Türkistanlılarla birlikte Allah'a el açarak zulmün ve katliamların durması için dualar etti. Birçok gece sabahlara kadar dualar eşliğinde akan gözyaşlarını içine döktü.

Ermeni ve Fransız saldırıları gün gün artıyordu. Hacı Yoldaş ve arkadaşları Toroslara çıkarak düşmanla mücadele etmenin planlarını yapmaya başladı. Bu sıralarda Yarbaşı tarafında ikamet eden Taşkentli Hacı Osman'ı Ermeniler şehit etti. Daha sonra Türkistanlı olan Abdurrahman ve İnayet Han değirmene gitmek için yola çıktılar ve Ermenileri saldırısına uğrayarak şehit oldular. Tüm bunların üzerine Hacı Yoldaş, Türkistanlıları evinde toplayarak, “ Biz neden artık savaşmıyoruz. Biz asker değimliyiz. Neden burada kaldık. Bu memleketin bizde ekmeğini yiyoruz. Burası bizimde vatanımız” diyerek arkadaşlarını ateşledi. Gece yarısı birkaç tabanca bularak Tarsus'un yakın köylerindeki Fransız karakollarını basmaya başladılar. Her gece bir karakola baskın düzenlediler. Hacı Yoldaş, baktı ki bu şekilde düşmana çok kayıp verdirilemiyor, arkadaşı Hafız Abdullah'a gelerek “ Artık sabrım kalmadı. Benim mallarıma sen bak. Eğer Haki vaki olursa mallarımı hayrıma dağıt. Ben Kuvayı Milliye'ye katılıyorum” dedi. Gece uyudu. Sabah namazına arkadaşları ile birlikte kalkarak Gücük Camii'ne namaza gitti. Cemaatle namaz kıldı. Namazdan sonra onlarla helalleşti. Yola çıkarak Toroslara doğru ilerledi.

Kısa süren bir yolculuktan sonra Emin Polat'ın müfrezesine ulaştı. Milli mücadelede yerini aldı. İlk olarak Tarsus yakınlarında dolanan bir Ermeni grubuna tek başına saldırdı. Bu saldırı da birkaç Ermeni öldürdü. Onlardan aldığı otomatik tüfekle savaşmaya başladı. Daha sonra her gün Mersin'den Adana'ya hareket eden zırhlı Fransız trenine Yenice Tarsus arasında otomatik tüfekle ateş açtı. Yoğun ateş altında kalan Fransızlar treni durdurmak zorunda kaldılar. Birkaç asker zayiat verdiren Hacı Yoldaş, oradan kaçtı. Bu olay Çukurova'da duyuldu. Hacı Yoldaş ‘Otomatikçi’ lakabı ile şöhret oldu. Bunu duyan birçok Türkistanlı da Milli mücadeleye katıldı.

Tarsus'ta yaşayan Türkistanlılardan 26 kişi Milli mücadeleye katılmak için Tarsus Grup Komutanı olan Zeki Baltalı'ya müracaat ettiler. Zeki Baltalı, onları Pozantı'ya odun kestirmek ve mutfak işlerini yapmaları için gönderdi. Bu durum karşısında Türkistanlılar grup kumandanına gelerek “ Biz buraya odun yarmaya ve mutfakta çalışmaya değil, düşmana karşı savaşmaya gedik” diyerek cepheye gitmek istediler. Kavaklıhan Cephesi Komutanı Zeki Baltalı onların bu isteklerini duyduktan sonra onları da müfrezesine dâhil etti.

Birinci Kavaklıhan taarruzunda düşman kuvvetleri hezimete uğradı. Hacı Yoldaş, Kavaklıhan'da çarpıştıktan sonra Kusun Dere'sine gelerek düşmana tek başına pusu kurdu. Çalılıkların arasına saklandı. Tarsus'a doğru kaçan düşman askerlerin üzerine atılarak bunlardan ikisini öldürdü. Fransız askerlerinin elindeki makineli tüfeği omuzlayarak Kavaklıhan istikametine geçti.Hacı Yoldaş'ı kısa sürede tüm cephe tanıdı. Sevilen ve takdir edilen bir mücahit oldu. Kavaklıhan, Kurtmusa, Çamtepe, Çanaktepe, Dudalı muharebelerinde, ova köylerindeki çarpışmalarda düşmana kan kusturdu.

Pozantı'nın kuşatmasında Fransızlar, Menil taburunu kurtarmak için çok fazla kuvvet ve tank, uçak gibi zırhlı araçlarla Milli Kuvvetlere saldırıya geçiyordu. Kavaklıhan'da vurulan darbeden sonra saldırı hazırlıklarını daha da genişlettiler. Özellikle Tarsus'ta yapılan hazırlıklar Milli Kuvvetlere ulaştırılıyordu. Bu haberleri alan kuvvetlerimizde ellerlindeki teçhizatla savunma hatları oluşturuyordu. Kavaklıhan Grup Komutan Cemal Efe'nin müfrezesinde olan Hacı Yoldaş'da Gülek şosesi Bayramlı mevkiinde yapılan hendek kazma çalışmalarına katıldı. Hendek kısa sürede kazıldı. Fransızlarda Tarsus ve Adana'dan Pozantı'ya ulaşmak için harekete geçtiler. 16 Mayıs 1920 günü başlayan Fransız taarruzuna Kavaklıhan'da Milli Kuvvetler karşı durdu. Çetin çatışlar oldu. Hacı Yoldaş'ın çarpıştığı mücadele sonunda Fransızlar ağır kayıplar verdiler. 20 Mayıs 1920 günü Tarsus'a doğru kaçmaya başladılar. Bu kaçış sırasında kaybetmenin acısını hazmedemeyen Fransızlar tarihte ender rastlanan hunharca hareketlere başvurarak yolları üzerindeki köyleri ve köylüleri yakmaya başladılar. 28 Mayıs 1920 tarihinde kaybetmenin ve Menil taburunun esir alınmasının intikamını almak için Ballıca köyüne saldırdılar. Amaçları köyü tamamen yok etmekti. Fakat Milli kuvvetlerle karşılaşınca büyük kayıplar vererek kaçmak zorunda kaldılar. Hacı Yoldaş da Ballıca savunmasına katıldı. Elindeki makineli tüfeği ile düşmana Tarsus'a doğru kovalamaya başladı. Bu kovalama sırasında düşmanın attığı bir kurşun Hacı Yoldaş'a isabet etti. Bu insafsız kurşun iri bedenli çam gibi Hacı Yoldaş'ı yere yıktı. Çarpışmalardan sonra acılar her yanı kan içinde kalan Hacı Yoldaş'ı mücahitler omuzlayarak Kurtmusa civarındaki Suphi Paşa çiftliğine getirdi. Yaraları sarıldı. Fakat ne yapıldı ise de vaziyeti dakikalar geçtikçe daha da ağırlaştı. Türkistanlı Mücahit Hacı Yoldaş sabaha karşı ruhunu teslim etti. Hacı Yoldaş'ın şahadeti tüm cephede duyuldu. Günlerce arkasından ağıtlar yakıldı.

Orta Asya’dan kalkıp gelerek Türkiye için şehit düşen bu kahraman Türkistanlı Şehit Mücahit Hacı Yoldaş'ın anısına Tarsus Belediyesi tarafından 1997 yılında şehir mezarlığı girişine bir anıt yapıldı. Bu abideyi ziyaret ederek, şehitlerin ruhlarına bir fatiha okuyunuz.

Türkistanlı Hacı Yoldaş, Hacı Taşpolat, Abdulcelil Özgül, Seyid Ahmet Han, Hacı Mehmet Silifke, Hacı Minbay Torumtay, Zahit Kadas, Hacı Mehmet Berdilek, Borazancı Hacı Hasan, Fransızları sevmediği için Fransız Abdullah lakabı verilen Hacı Abdullah, Usta Maksut, Abdulgafur Tursunbay, Hacı Mollacan, Hacı Gazi, Hafız Abdullah ve Hacı Abdullah Togay gibi Türkistanlılarla bir müfreze kurarak düşmanla çarpıştı. Milli Mücadele de gazi olanlar ise 1951 yılında Türkistanlı Mücahitler Derneği’ni kurdular. TÜRKİSTANLI HACI ABDULLAH KIYGIR da kurucu başkanlığını yaptı.

 

Paylaş:  Facebook Twitter Google
YAZARIN DİĞER YAZILARI