:: 30 Kasım 2021 Salı

:

:

:
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mustafa ERDOĞAN Mustafa ERDOĞAN

BEYAZ ALTIN

22 Eylül 2021 Çarşamba 13:42

Eskisi olmayanın yenisi olmaz derler.

Bu söz gibi tıpkısının aynısı.

Bundan 50 yıl evvel, hatta 60 yıl evvel bu Tarsus’ta bu aylarda bir hareket olurdu. Öyle bir hareket ki birde ayrı bereket olurdu.

Tarsus Ovasının her tarafı pamuk dolu olurdu.  Pamuk demek beyaz altın demekti.

O zaman meyve ağacı yok. Narenciye  ağacı  bile yok. Her taraf pamuk ekili idi.

Bu mevsimlerde  şimdiki gibi Suriyeli grupta yoktu.

Bütün ova pamuk ekili olur ve binlerce dönümde beyaz altın olurdu. Ağalar, paşalar hepsi bu ovada idi.

 İSİMLERİNİ TEK TEK YAZMAMA GEREK YOK.

İnşallah bir gün gelir isimlerini  yazarız o toprak ağalarının.

Tabi o topraklar bugün hep el değişti. Pamuk ekili alanlarda ürünü bizim köylülerimiz toplardı. Pamuklar traktörlere yüklenip getirilirdi. Pazar yerlerinde kuyruk olurdu.

xx

PAMUK  PAZARI

Akşamları pamuk haralları basılı olarak tartılır ve traktörlere yüklenir sabah Pazar yerine getirilirdi. O zaman Pazar yeri, şimdiki Ticaret ve Sanayi Odası önü idi. Şu anda orası park olarak kullanılıyor. Orası pamukla dolardı.

82 Evler bölgesine daha sonra pamuk için bir PAZAR YERİ KURULDU.Pamuk pazarı orası oldu. Ancak şimdi orası da park yapıldı.

Çırçır fabrikalarının sahipleri sabah namazından itibaren  alana gelirdi. Ceplerinde küçük bir bıçak olur haralın yan tarafından bir delik açar pamuğun rutubetine bakar öyle fiyat verirlerdi. O yıllarda 50’den fazla çırçır fabrikası vardı. Tamamına yakını büyük çırçırdı. Bunların sahipleri zengin idi. Çırçırların önünde duran pamuk yüklü  traktörlerin boşaltılması saatlerce beklenirdi. Pamuklar boşaltılınca herkes parasını alırdı. O dönemlerde veresiye diye bir şey yoktu. En az bin dönüm, hatta 2  bin dönüme pamuk ekenler vardı. Pamuk makine ile değil, elle toplanırdı. Delikli demir çıktı mertlik bozuldu misali teknoloji gelişince  pamuklar, makine ile toplanmaya başladı.

xx

O ÇIRÇIRLAR

O dönemki Çırçırların sayısı 50’yi geçmişti. Bugün aklımda kalanlardan birkaç isim verelim.

Ekincioğlu Çırçır fabrikası..

Çiğdemler Çırçır fabrikası..

Karamehmetler Çırçır fabrikası..

Karam Yağ Çırçır fabrikası..

Akşif Çırçır fabrikası..

Berdan Çırçır fabrikası..

Kozacıoğlu Çırçır fabrikası..

Zümrütova Çırçır fabrikası..
Soysallar Çırçır fabrikası

Ceylanlar Çırçır fabrikası,..vs..vs..

Daha başkada çırçırlar vardı. Şu an ilk aklıma gelenler bunlar.

Her çırçırın ayrı eksperi vardı. Büyük fabrikaların çok pamuğunu eksperler alırdı..

O yıllarda Pamuk pazarına gelmek büyük bir ekoldü. Zevkti.

O zamanın kelli felli görüntüsü güzel zengin insanları Pazar yerine mutlaka gelirlerdi. Çiftçiyle muhatap olurlardı. Pamuk alırlardı. O günler geride kaldı.

Artı, bu Çırçırlarda çırçırın büyüklüğüne  göre  3 vardiya çalışanlar olurdu. Bir vardiyada 80-90 kişi çalışırdı.  Kimisinde bu üç vardiyada  çalışan sayısı 300 kişiyi bulurdu.

Sabah 7-15, 15-23, 23-07 saatlerinde vardiyalar olurdu. Bu 5 aya yaklaşan sürelerde uygulanırdı. Pamuk dönemi zevkliydi. Kadınlar ise ayaklarında  nalinler ile fabrikalara gider gelirdi. Tıkır tıkır sesleri duyulurdu. O dönem Tarsus merkezde 3-4 mahalle vardı. Kadınların önlerinde  önlükleri, başlarında yağlıkları ile Çırçır fabrikalarına gider çalışır ve emeklerinin karşılığını zamanında alırlardı.

O kadınlar şimdi nerde. O anılar nerede kaldı.

Nereden nereye geldik. Eli öpülesi kadınlarımız çok çalıştılar pamukta. İşlerine başlarken Allah derler, besmele çekerlerdi.

Bende çiftçi çocuğuydum . Bende pamuk getirirdim köyden. Pamuğumuzu genellikle Kozacıoğlu ve Ekincioğlu alırdı. Bu dediklerim 1960’lı yıllarda kaldı.

xx

HAMALLAR

Nereden nereye geldik.

En önemli konulardan birisi Pamuk döneminde hamallar vardı, hamal başları vardı. O hamallar  haralları nasıl kaldırırdı.

EN ÖNEMLİ KONU..

O, 200-300 kiloluk pamuklar çekildikten sonra balya haline gelirdi. Satılan balyaları o hamallar kamyonlara sırtında taşırdı. Merdivenle çıkıp kancayla takarak 200-300 kiloluk balyaları yüklerlerdi. O günler gözümün önüne gelince hala hayret ederim. Çünkü 200-250 kg. balyayı tek başına taşımak kolay değil. Kamyonlara 1-2-3 derken istif ederlerdi. O zamanlar forklift yoktu. Hani geçmişte bazı camiler yapılırken çok büyük taşlar o duvarların üzerine nasıl konulmuş derler ya? Balyalarda aynı şekilde hamalların sırtında   çıkarılıp yüklenirdi. Şimdi 100 kiloyu taşıyacak hamal yok. 10-14 basamaklı merdiven ile kamyona balya yükleyecek hamal bulmak imkansız gibi. O dönem Allah’ım hamallara güç verirdi. Sanırım bugüne kadar hepsi ölmüştür.  Varsa yaşayanlara sağlık diliyorum, ölenlere Allah’tan rahmet diliyorum.

xx

IRGATLAR!

Nereden nereye geldik dedim ya?

O zamanlar para trafiği de ekonomiyi hareketlendirirdi.  Pamuk toplayan  Irgatlar parasını hemen alırdı. Çoğu tarlanın yanıbaşındaki çadırlarda kalırlardı.

Hamallar aynı keza. Çırçırda çalışan kadınlar paralarını alınca çarşıda harcardı. Bir hareket ve bereket vardı o yıllarda. Ayrıyeten pamuğu satanlar Tarsus’ta bayram yapardı. Lokantalar tıklım tıklım dolardı. Herkes kazandığı parayı harcardı. Hatta para bol olunca “hesabı sen değil ben ödeyeyim”  der ve hesabı bir kişi öderdi. Şimdiki gibi harfani olmazdı. Şimdi çok yerde hesaplar harfani. O günleri arıyoruz.

Parası daha çok olanlar gece kulüplerine giderdi. Kulüpler pavyonlar Tarsus’ta meşhurdu. 5-6 tane pavyon vardı. Herkes gider eğlenir ve para harcardı. Kimisi de kulübe giderdi, oyun oynardı. O hareketlilik nerede kaldı. Pavyondan çıkışta insanlar gece çorbacılara giderdi. Sabah şafakla ciğercilere gidilirdi. O zaman kimsede araba yoktu, piyasa taksicileri köşe başlarında müşteri beklerdi. Kimi otelde yatardı. kimisi köyüne giderdi.  Köyden gelen Pamuk ağaları  şehre gelince otelde kalırdı..

Bugün yine eskilerden bahsettik. Bunları sayfalar dolusu yazsam bitmez.

Bunlar 50-60 yıl evvelinin konuları. Bu konular içinde para ayrı, çırçır ayrı, kulüpler ayrı, hamallar ayrı, taksiciler ayrı konu.

ÇUKOBİRLİK NE OLDU?

Tarsus’ta bini aşkın hamal vardı. Çukobirlik dahil. Demirkapı da bulunan Çukobirlik ayrı bir dehaydı. Şimdi yıkıldı,  yerine inşaat yapılıyor. Çukobirlik’te pamuk mevsimi çok yangın olurdu. Onu da ayrı yazacağım.

Pamuk parasının bereketi ayrı olur derlerdi.

Buna bende katılıyorum.

Bu gibi eskilere ait anılarımızı yazmaya devam edeceğim. Kolay değil. Bunları yaşamış ve görmüş bir kişi olarak kaleme alıyorum.

Bizi izlemeye devam edin.

Paylaş:  Facebook Twitter Google
YAZARIN DİĞER YAZILARI