:: 08 Mart 2021 Pazartesi

:

:

:
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Bülent ACUN Bülent ACUN

DERGİ: BİR MEKTEP, BİR MEKTUP

18 Ocak 2021 Pazartesi 09:59

TANIŞMANIN HİKÂYESİ

Özgün İrade Dergisi ile Tarsus’ta bulunduğum yıllarda tanıştım. O yıllarda genç bir radyo programcısıydım. Her kesime hitap edebilmenin yolunun; her kesimin gazete, kitap ve dergilerini okumaktan geçtiğine inandığım için ulaşabildiğim bütün kitap, gazete ve dergileri büyük bir aşk ve heyecanla okuyor böylece hem kendi düşünce dünyamı hem de programlarımı zenginleştirmiş oluyordum. İşte bundan dolayı Özgün İrade Dergisi her ay Tarsus’a gelir gelmez masamdaki yerini alırdı.

NEREDEN NEREYE

Tarsus’ta yaşadığım ve Özgün İrade ile tanıştığım o yıllarda bir gün İstanbul’a gideceğim ve dergide yazacağım aklımın ucundan bile geçmezdi. Ama hayat bu… Aklınıza gelmeyenler, başınıza geliyor. İnsanın dün okuru olduğu derginin bugün yazarı olması hakikaten anlatmaya kelimelerin kifayet etmeyeceği kadar tatlı ve kıymetli bir duygu olsa gerek...

 DERGİN Mİ VAR, DERDİN VAR.

Dergileri okumak keyifli, yazmak zevkli. Peki her ay dergi çıkarmak? Ülke ve dünya gündemine uygun kapak konuları bulmak, her kapağın hakkını verecek yazılar ve söyleşiler bulmak için ter dökmek… Her biri ayrı telden çalan onlarca yazarı bir araya getirerek, onlardan uyumlu bir eser meydana getirmek. Onlarca yazıyı tasnif ve tashih etmek. Yüzlerce dergiyi, her ay yüzlerce adrese ulaştırmak. Evet, bütün bunlar hayli meşakkatli fakat bir o kadar da değerli, kıymetli ve hakikatli işler.

HEY GİDİ GÜNLER

Bit pazarına nur yağar mı, yağmaz mı bilmem fakat ben internet, sosyal medya ağları ve akıllı cihazların hayatımıza hâkim olmadığı (Merhum Hasan Başpehlivan’ın ifadesiyle…) o kâğıt kokulu yılları o kadar çok özlüyorum ki hakikaten o günler ne güzel günler, o yıllar ne güzel yıllardı. İşte o yıllarda kitap evleri, kitap kurtlarıyla dolar taşardı. Kitap, gazete ve dergi daha çok satmak için değil, daha çok okutmak için basılır, yayılırdı. Kuşaklar arasında uçurumlar değil sadece yıllar ve tecrübeler vardı. Okumanın, yazmanın, düşünmenin, üretmenin, hayattaki yeri ve değeri bambaşkaydı. O yıllarda her önüne gelen her bulduğu yerde yazamaz, konuşamazdı. Bir yerde konuşabilmenin, yazabilmenin hatta oturabilmenin belli başlı kriterleri vardı. Herkes herşeyi bilmezdi. Fakat en azından kendini ve haddini bilirdi. O zaman ki şartlar çokbilmiş ukala tipler değil, bilmedikleri yanında bildiklerinin devede kulağı bile tekabül etmediğini bilen insanlar yetiştirirdi. Hey gidi güzel günler o günler ne güzel günlerdi.

 

 

DERGİ: BİR MEKTEP, BİR MEKTUP

Ben kendim için gönül rahatlığıyla dergilerin çocuğuyum diyebilirim. Gönül ve zihin dünyamda birçok derginin hatırı sayılır yeri ve değeri var. İyi bir dergi okuru olduğumu söyleyebilirim. Benim nazarımda dergi, gazete ve kitaptan birkaç adım daha ileridedir. Bunun sebebi de derginin ortak aklın hasılası olmasıdır. Evet dergiler, neşredildikleri dönemlerin hafızası ve o yıllardaki birikimin hasılasıdırlar. Ben deniz her dergiyi bir mektep, bir mektup olarak mütalaa ederim.  Kuşkusuz bu mütalaanın sebebi yakın tarihimizde neşredilen dergilerin fikir hayatımızda silinmez izler ve unutulmaz sözler bırakmış olmalarıdır.

İKİ YÜZ KERE MAŞAALLAH

Elinizde tuttuğunuz dergi Özgün İrade Dergisi’nin iki yüzüncü nüshası. Bir düşünce dergisi için iki yüzüncü sayıya ulaşmanın anlamı hayli derin. Bir derginin doğru bildiği ve bulduğu şeyleri okura iki yüz kere söylemiş olması fevkalade mühim. Sahibinden editörüne, yazarından okuruna bu kervanda yolcu olan herkes iki yüz kere tebrik ve takdir edilmeyi hak ediyor. İki yüz kere maşallah, nice iki yüzlere inşallah.

Dergiler için belli sayılara ulaşmak fikir dünyasında farkındalık oluşturabilmek için önemli bir imkân. Arkadaş biz bu ülkede iki yüz kere çıktık ve iki yüz kere hak bildiğimiz şeyleri söyledik diyebilmek hakikaten çok kıymetli. İki yüz kere görücüye çıkmış olmak görülmeye değer bir tecrübeye işaret ediyor. Yapılması gereken şey bu noktada mevcut görüntüye aldırmadan yola revan olmayı sürdürebilmektir. Özgün İrade Dergisi yirmi yıla yaklaşan tecrübesini asla heba etmemelidir. Gerekli hazırlık, tamirat ve tadilat yapıldıktan sonra yoluna kaldığı yerden devam etmelidir. Bu topraklarda insan ile İslam arasındaki bütün engelleri kaldırmaya matuf yayın yapan bütün dergiler tarih olmak için değil tarih yazmak için çalışmalıdır.  

 

 

 

Paylaş:  Facebook Twitter Google
YAZARIN DİĞER YAZILARI