:: 25 Eylül 2018 Salı

:

:

:
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Duygu SUCUKA Duygu SUCUKA

Develerle Göçün Son Temsilcisi; KUŞ ALİ

26 Temmuz 2018 Perşembe 10:02

(19 Temmuz 2018 günü Toroslar Kuş Ali Obasındaki Yörük toplantımızın sonuç raporudur)

 

“Bana Kuş Ali derseniz bütün Konya tanır ama Ali Bey derseniz çadırdaki benim hanım bile tanımaz.” Kuş Ali’ye ait bu espriyle giriş yaparken biz de ona Kuş Ali diye hitap etmeyi tercih ettik.

 

19 Temmuz 2018 tarihindeki Yörükleri ziyaret programımızda Kuş Ali’nin obasındayız. Daha önce birçok kez davet etmesine rağmen gidememiştik. Nihayet geldik gördük, Kuş Ali ailesindeki görgü, saygı, misafirperverlik ve koca Yörük olmanın ne demek olduğuna tanık olduk. Dededen toruna kalabalık bir aile vardı ortamda. Aynı obada yaşayan oğulları, gelinleri, başka yerlerdeki evli kızları, damatları, torunları da gelmişlerdi bu toplantı için. Ortalık rengârenk, cıvıl cıvıl, neşeli, hareketliydi. Hepsi de allı morlu, çiçekli, güllü, basma elbiselerini giymiş, al-mor-turkuaz yazmalarını takmış, çocuklar en süslü elbiseleriyle ortamı sevimli hale getirmiş, oba halkı hepsi birden bu dağ başına bir renk cümbüşü katmışlardı. Hani olur ya yayla şenlikleri, Yörük eğlenceleri, işte öyle. Belli ki bugünü şenlik gibi yaşamak istemişler.

 

Konya’dan yola koyulduğumuzda Karaman yoluna, sonra Hadim yoluna, oradan da yayla yollarına girdik. Güzergâhımız üzerindeki Göksu (Yerköprü) şelalesi ilk durağımız idi. Göksu nehrinin doğduğu yer olan bu şelale kayalıklardan fışkıran ve aşağı doğru savrulan suların ahenkli dansını sergiliyor, düştüğü yerde gök kuşağını oluşturarak turkuaz rengiyle akıp gidiyordu. Göksu şelalesinden önce geçtiğimiz Aladağ Vadisi Toroslardaki deniz seviyesinde olan tek vadi imiş. Gördüğümüz kadarıyla çok verimli, çok yeşil, çok bereketli bir vadi. Bu masalsı coğrafya bizi bir anda büyülemişti. Seyahatin hedef noktasındaki Yörük Ali’nin obası ise bizi daha çok etkiledi. Yaşamsal sorunlarını konuşmak üzere gittiğimiz bir Yörük obasından pozitif enerjilerle dolarak ayrılmıştık.

 

Yaklaşık 1500 metre rakımlı Umurlar yaylasının Mantarlık mevkiindeki Kuş Ali obası, Orta Torosların ortası diye tabir edebileceğimiz ormanlık bir alanda bulunuyor. Göksu Şelalesinden sonra girdiğimiz stabilize yolda, dik yamaçlarla 5-6 km kadar gidildikten sonra hedefe ulaştık. Orta Torosların ortalarındaki bu zirveler son derece neşeli, güzel görünümlü, ormanın ahengi, havanın güzelliğiyle yaşama yaşam katacak kadar sağlıklı, doğal ve bakir duruyordu. Bu zirvelere olsa olsa Yörükler gelebilir.  Daha önce geçtiğimiz dağ köyleri daha aşağı seviyelerde kalmıştı.

 

İlk çadırın yanına geldiğimiz zaman ayakta bekleşen ve güler yüzle bize bakan insanları gördük. Biraz ilerideki çadıra gitmemizi söylediler.  Konuklar için kocaman bir kıl çadır kurulmuştu. Orada ağırladılar bizi. Gerçek manada bir Yörük çadırı idi burası. En büyüğünden bir kara çadır. Yerler şık kilimlerle döşenmiş. Kilimlerin motifleri Yörük kültürü, onlara özgü bir görüntüydü. 

 

Toros Yörüklerini çalışmaya başladığımızdan beri, Orta Torosların, göçer gruplarının en fazla bulunduğu kesim olduğunu gördük. Mersin-Antalya sınırları içinde kalan yerlerde kış-yaz konar-göçer yaşam süren Karakeçili, Sarıkeçili, Karakoyunlu Yörükleri ve diğer göçer aşiretleri ilerleyen tarihsel süreçte azalmaya yüz tutmuş durumda. Yaşadıkları hayat o kadar zor ki, o hayatı ancak ve ancak onlar yaşarlar. Her şeyden önce elinin altında açıverdiği çeşmesi, düğmeye basıp yakıverdiği lambası yok. İçtiği suyu öte yerlerden tankerlerle taşıyor. Taşıdığı suyu ısıtıp yıkanıyor. Taşıdığı suyla çamaşırlarını yıkıyor. Taşıdığı suyla hayvanlarını suluyor. Çadırın yanına koyduğu güneş paneliyle elektrik üreterek aydınlanmaya çalışıyor. Bu engebeli arazide bir develerin peşinden gidiyor, bir keçileri otlatıyor, bir oraya bir buraya koşturuyor. Çadırın yanındaki odun ateşinde yemeğini yapıyor, çayını demliyor, ekmeğini pişiriyor. Ve kaldıkları yerlerdeki bin yıllıkmış gibi duran çam-ardıç ağaçları, ağacı önemsediklerinin belgesi. Biz ormanı koruruz, zarar vermeyiz derler her daim. Ancak ormancılarla aralarındaki sorunlar bir türlü aşılamamıştır. Bunun en temel nedeni, bir göç haritasının ilgili kurumlarca çıkarılamamış olmasıdır. Yörüklerin göç yollarını kolaylaştırmak onlara ceza kesmekten ibaret olmamalıdır. Çizeceksin haritayı, göstereceksin kullanacağı yolu ki yeni yetiştirilmekte olan ormanlar zarar görmesin.  Ve onlar da oralardan geçip ceza yemesin. Sen haritayı koyacaksın önüne, Yörük de kullanacağı yolu bilecek. Biz bir sivil toplum kuruluşu olarak yaptığımız çalışmalar sonunda, Türkiye’de bir göç yolları haritasının eksikliğini tespit ettik ve çizilmesine öncülük etmek istedik fakat nereye gittikse duvara çarptık. Görüştüğümüz kurumlar içinde ne bu girişime yardımcı olurum diyeni bulduk ne de biz çizelim, çalışalım, çıkaralım diyeni gördük.

 

***

Kuş Ali, Orta Toroslarda yaşayan Sarıkeçili Aşiretinden bir ailenin reisi. Kışları Torosların Akdeniz yamaçlarında, Mersin’in Bozyazı ilçesi yakınlarında, yazları da Konya’nın Hadim ilçesi civarındaki yaylalarda yaşam sürüyor. Geniş ailesi, keçileri, develeri, çoban köpekleri, atları ile Yörük olmanın en ala örneğini sergiliyor. Toroslarda devamlı göç hayatı süren aşireti içinde develeriyle göç eden tek Yörük olarak biliniyor. 17 tane devesi, yaklaşık 300 tane de keçisi var. Bu yolları, bu dağları, bu mekânları, ancak bir Yörük gidebilir, bu zirvelerde ancak bir Yörük ailesi yaşayabilir. Zor coğrafyada zor yaşamlar sürüyorlar. Eğitimleri kırık, dökük, eksik ya da hiç yok ama birçok durumda insanlık dersi verecek kadar gönül zenginiler. Bu son derece vatansever, üretken, görgülü, saygılı insanların devlete hiçbir zararları olmadığı gibi devletten hiçbir beklentileri de yoktur, sorunlarının çözülmesi dışında. 

 

Kuş Ali obasındaki toplantımıza Hadim ve Taşkent ilçelerinin tüm yetkili makamları da davetli idiler. Konya Valiliğinin il koordinasyon toplantısı olması vesilesiyle ilçe kaymakamları bizim çadır toplantımıza katılamadılar. Hadim Belediye Başkanı Ahmet Hadimioğlu o zor yolları aşarak geldi, ilgi gösterdi, konuşmaları dinledi, düşüncelerini söyledi. Yörüklerin acınacak insanlar olmadığını, fakir olmadıklarını, yerleşik hayatı istemeyeceklerini vurguladı. Sayın Başkan doğru söyler ancak ne var ki bizim böyle iddialarımız hiç olmadı. Sadece onların sürdükleri yaşam içerisinde desteklenmeleri gerektiğini belirtiyor, sorunlarının çözülmesini, yaşam şartlarının iyileştirilmesini istiyoruz. Yerleşik hale getirilmelerini ne savunduk ne de önerdik. Kendileri istiyorsa zaten devlet bunu yapmaya açık. Uzun sürer, yıllar alır belki ama yerleşik hayat isteyen için en sonunda iskân gerçekleşir.

 

Yörükler ya da göçerler, köyler, köylüler, ormanlar, meralar, yaylalar, kışlaklar. Bu konuları yıllardır işliyor, bu ata yadigârı, temel kültürümüzü taşıyan, vatansever insanların sorunlarının çözülmesini istiyoruz. Bunun için raporlar hazırladık, paneller-çalıştaylar yaptık, yüksek rakımlı tepelerde, dağlardaki kıl çadırlarda toplantılar düzenledik ve bu alanda 2 kitap yayınladık, bu üreticilerin desteklenmesini, sorunlarının çözülmesini istedik. Hazırladığımız tüm raporları, yayınladığımız kitapları ilgili makamlara sunduk, hatta yüz yüze görüşmeler yaptık. Bürokraside her zaman her iş yolunda gitmiyor. Yapılması gerekli işler bir yerde tıkanıyor, devlet kendi içinde çözümü ararken bazen çözümsüzlüğü buluyor. Misal, Karacadağ göçerlerine kışlak yapımı için çıkılan yolda, koskoca Harran ovasında yarı yerleşik hale getirilecek olan 120 göçer ailesi için uzun süre yer bulunamaması gibi.

 

***

2016 yılında yayınladığımız Yörükler kitabımızın ön kapağındaki resimde iki küçük kız vardı. Masum mu masum, güzel mi güzeller. Bu resim kitabın basımından en az 10 yıl önce çekilmişti. Bu kızları merak edip araştırmaya başladığımın sonucunda Kuş Ali’nin çadırında toplandık ve orada bulduk onları. Kuş Ali’nin kızları idi bunlar. Şimdi büyümüş, evlenmiş, çoluk çocuk sahibi olmuşlar. Bu toplantı için o obaya gittiğimizde, ilk durup arabadan indiğimiz vakit yanıma ilk gelip boynuma sarılan Gülcan, kitap kapağındaki o kız çocuğuydu. Evlendirmişler ve yerleşik bir hayatta şimdi Gülcan. Kuş Ali’nin çok çocuğu var. Hanımının ise maşallahı var. Böyle bir yaşam tarzının verdiği sağlıklı görünüm her hallerinden belli oluyordu.

 

Sorunları var. Çözüm istedikleri, devletin çözüm bulmak için zorlanmayacağı sorunlar. “Bozyazı’da hayvanlar için aldığım sağlık raporu burada geçerli değil, o yüzden hayvanlarımı satmakta zorlanıyorum, burada kaçak durumundayım, oysa eskiden böyle değildi, bu durum bu sene çıkarıldı, bir de sadece Hadim ilçesi için böyle bir kural var, civar ilçelerde böyle bir şey yok” diyor Kuş Ali. Ve İlçe yönetiminden bu kuralın değiştirilmesini, sorunun çözülmesini istiyor. Biz de diyoruz ki üretici devletten istiyorsa devlet çözmekle mükelleftir.

 

***

 

Develerle Göç ve Sarıkeçililer

Kuş Ali’nin develerinden ve onun develi tek göçer ailesi olduğundan bahsetmiştim yukarıda. Develerle göç konusunun tarihçesine şu bilgi notunu düşebiliriz:

[Deve sayısı 1950 yılında 110 000, 1960’ta 65 000, 1970’te 31 000, 1982’de 9 000.

Bazı Yörükler develerden yılda üç aydan fazla yararlanamadıklarını hesapladılar ve göç şekli değişti. Develeri satarak 1977 yılında kamyonlarla göç başladı. 1985-86 yıllarında kamyonlarla göç yaygınlaştı. Maliyeti azaltmak için kamyonla gidilebilen yaylanın çok uzak olmaması tercih edildi.

(Kaynak:http://tucaum.ankara.edu.tr/wp-content/uploads/sites/280/2015/08/tucaum3_17.pdf)]

 

Son çalışılan göç yolları haritası 1980’li yıllardan kalma olduğuna göre, 1982’den sonraki deve sayısı da bilinmiyor olmalı. Güneydoğum Derneği olarak çalışma ve temaslarımızdan edindiğimiz bilgiler doğrultusunda bugün deve sayısı yok denecek düzeyde ve develi göç eden aile olarak Kuş Ali ailesi bilinmektedir. Kuş Ali develeri sayesinde olmalı ki çok uzak bir yaylada, zirve dağlarda yaşamakta, yaptığı göç diğer Yörüklerden daha farklı ve daha zahmetli olmaktadır. Özgürlüğü dağların zirvelerinde yaşayan bir Yörük ailesi olarak tanıdık onları. Gerçek Yörük yaşamını hiç azaltmadan, eksiltmeden devam ettiriyor diyebiliriz bu aile için. Bu bir tercih meselesi olmalı.

Ancak geçen yıl gittiğimiz ve incelediğimiz Bolkar dağlarının yaklaşık 3000 metre rakımlı platosunda yaşayan Çamlıyayla Yörükleri de develi bir yaşam sürmüyorlar. Çok zor yollar, çok daha yüksek yaylalarda traktörle göç ederek yaşam sürüyorlar.

 

Sarıkeçililer kimdir, nedir, neden bu ismi almışlar gibi sorulara da takıldık ve cevap bulmaya çalıştık. Bazı kaynaklara göre kısaca şu şekilde anlatılmaktadırlar:

[Sarıkeçili aşiretinin isminin anlamını içeren ve iyice oturmuş bir töresi yoktur. Karakeçili aşiretinin karşıtı olan Sarıkeçili aşireti mensuplarının komşuları gibi siyah keçileri de vardır. Grubun coğrafi menşei bilinmemekle birlikte ilk başta Aydın civarına yerleşmişler, Antalya-Burdur-Isparta-Eğridir-Yalvaç-Akşehir-Doğanhisar doğrultusunda, batı Toroslar arasındaki kuzey-güney yönünde bir ekseni takiben sıralanmaktadır. Şimdiye kadar Sarıkeçili aşiretinin tarihi geçmişi derinleştirilememiştir.

(Kaynak:http://tucaum.ankara.edu.tr/wp-content/uploads/sites/280/2015/08/tucaum3_17.pdf)]

 

 

***

 

Göçer ve Yörük sorunları özet olarak neydi?

Bugüne kadar yaptığımız çalışmalarda Yörük ve Göçerlerin sorunları enine boyuna işlenmiş, ilgili makamlara sunulmuş, çözüm ya da iyileştirmeler istenmiştir. Bunları kısaca ve en hayati olanları olarak sayacak olursak;

Eğitim ve sağlık hizmetlerine ulaşım zorluğu,

Su ve yol sorunları,

Ürettikleri hayvansal ürünler için pazar sorunları,

Göç yollarında yedikleri cezalar,

Konaklayacakları yer sorunu,

Yayla-mera sorunu,

 

Bu çalışmada fazladan önümüze çıkan bir sorun da Kuş Ali’nin yaşadığı sağlık raporu sorunudur. Yazı içinde de belirttiğimiz gibi Mersin’den hayvanlar için alınan sağlık raporu Hadim’de geçerli değil. Yayla olarak gelip konakladıkları bu yerde kaçak durumunda gözüküyorlar ve hayvanlarını satamıyorlar. Kurban Bayramının yaklaştığı şu günlerde ürettiği malı satmak her üretici gibi onun da çok doğal hakkıdır. İlgililerin, yetkililerin bu konuya çözüm bulmaları dileğiyle.

 

Bu çalışma için ev sahipliği yapan Kuş Ali ve ailesine,

çalışmayı destekleyen ve katılımcı olan Konya Tarım İl Müdürlüğüne ve görevli personellerine, toplantıya katılım yapan Hadim Belediye Başkanı Ahmet Hadimioğlu’na,

Türkiye Yörük Türkmen Birliği Genel Sekreteri Fahrettin Beşli’ye,

Göç Eden Sarıkeçililer Dernek Başkanı İbrahim Yagal’a,

Konya Yörükler Derneği Başkanı Yusuf Yılmaz ve ekibine,

Bölgeden sorumlu askerlere,

Diğer tüm katılımcılara ve çalışma arkadaşlarıma teşekkür ederim.

 

Duygu SUCUKA

Güneydoğum Derneği Başkanı

24 Temmuz 2018 

 

 

Paylaş:  Facebook Twitter Google
YAZARIN DİĞER YAZILARI