:: 25 Kasım 2017 Cumartesi

:

:

:
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mehmet YAŞOT Mehmet YAŞOT

DÜNYA YOKSULLUKLA MÜCADELE GÜNÜ

18 Ekim 2017 Çarşamba 16:39

Dünyada 17 Ekim tarihi yoksullukla mücadele günü olarak kutlanıyor.

Şu an dünyada 1.5 milyar insan yoksul imiş. 

Dünyada yoksulluğu bitirmek için  gereken para miktarı da hesaplanmış. Tahmini olarak en az 60 milyar dolar para gerekiyor.

Bunu ilim adamları söylüyor.

Bitmedi.

Halen dünyada 4 milyar insan ise elektriksiz bir ortamda yaşıyor. Karnı  doymuyor. Bunları TRT de konuşma yapan Prof. Naci Doğan tesbit etmiş.

Türkiye'de dünyada yoksula enf azla yardım  eden 5. ülke seçilmiş. Oysa bizim petrolümüz bile yok. Petrolü olan zengin Arap ülkelerini geride bırakan Türkiye nasıl bir yardımsever olduğunu kanıtlamış oldu.

Zaten müslümanlıkta ne der.

Komşusu açken tok yatan bizden değlidir.

Mukaddes kitabımız Kur'an-ı Kerim'de de uyarır. Senin yoksula yapacağın yardımı Allaha borç olarak veriyorsun. Sonra büyük yaratıcı o yardımı sana geri veriyor.

Fakir ve yoksullara bir uyarıda var.

Onlara da “sakın başkasını kıskanma” denilir.

 Namık Kemal kıskançlığı şöyle tarif etmiş.

“Kıskançlık uyuz hastalığına benzer” demiş

İlim insanlarının bir tesbiti daha var. Dünyada kırsal kesimde yaşayan insanlar nedense daha yoksulmuş.

Oysa ABD ve Fransa'da çiftçiler bile yoksul değil. Bizim ülkemizde ise çiftçiler yoksulluk çizgisinde. Oysa onlar toplumu doyurmak için ekiyor, biçiyor, yetiştiriyor.

İktidara gelen sağ partilerin belediye ve devlete yerleştirdikleri köylü kesimi toprak ekimini çok etkilermiş.

Halen belediyelere ve devlet kesimine çiftçileri köylüleri yerleştirmeleri   bir çok ekilecek toprağı boş bırakması olmuş.

Bu konuda Tarsus Ziraat Odası başkanı Ali Ergezer toprakları ekonomiye  kazandırmak gerektiğini anlatır. Ekilmeyen toprakların getirdiği sıkıntıları ondan her kesim dinlemeli diyorum.

Yinede halimize şükretmek lazım.

Bakın elektriğimiz var.

Suyumuz var.

Yiyeceğimiz var.

Bunlara da şükür. Birbirimize bile yardım edecek kadarız. Ve ediyoruz. Bunlara kanaat etmek lazım.

Yazımı noktalarken ilk kitabım olan Gazeteci Tarihin Şahididir adlı kitabımdaki bir öyküyü sizlerle paylaşmak istiyorum.

Xx

HİKAYE BU YA!

Evet kaaanati anlatan bir hikaye..

Bir marangozun bileyi taşının yağını yiyen fare birkaç fareyle tanışmış. Onlar  marangozun atölyesinde kalan fareye nasıl yaşadığını sormuşlar. O da bileyi taşının yağını yediğini söylemiş.

Diğer fareler “Olurmu öyle. Yan tarafta bakkal var. Orada peynir, zeytin ve nefis yiyecekler var. Gel orada beslen” demişler.

Bizim marangozun faresi de onların sözünü tutmuş. Bakkal ise bir fare kapanı koyup peynir asmış içine. İlk kez  bakkala giren marangozun faresi tam kaşar peyniri yiyecekken  kapan kapanmış ve  kapana kısılmış. Çok debelenmiş ama bir türlü kurtulamamış. Diğer fareler gelmiş, “Sen nasıl bir faresin. Bu kapana nasıl kısıldın, delimisin” diye alay etmişler.

Maragozun faresi de..

“Aahh Ahh.. O marangoz dükkanındaki bileyi taşının yağına kanaat etseydim, bunlar gelmeyecekti başıma” diye gözyaşı dökmüş.

Tabi anlayana..

Paylaş:  Facebook Twitter Google
YAZARIN DİĞER YAZILARI