:: 19 Nisan 2019 Cuma

:

:

:
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ahmet Can ERDOĞAN Ahmet Can ERDOĞAN

DUYARSIZLIK HASTALIĞI

06 Şubat 2019 Çarşamba 11:47

Vefasızlık olarakta tarif edebileceğimiz ‘’duyarsızlık’’ toplum olarak içine düşmüş olduğumuz büyük bir hastalığımız....

Herkes görünene, güncel olana...biraz daha açalım:

Ucunda parayı gördüğü tünele koşuyor.

Şahsiyet,kalite,ciddiyet,üretim,emek kimsenin umrunda değil!

Maalesef insanların bir çoğu nerden geldiğini nereye gideceğini ve şuan nerde durduğunu bilmeden beyhude bir şekilde gafilane yaşayıp duruyor.

Bu gaflet değer adına fazilet adına ne varsa biz de hepsini yiyip bitiriyor,çürütüp tüketiyor.

Önemli gün ve gecelerde yaldızlı nutuklar atmakta üzerimize yok!

Peki birgün önce attığımız nutuklardan bir gün sonra haberimiz oluyor mu?

Yani ağzımızdan çıkanı kulağımız duyuyor mu?

Siz zahmet buyurmayın cevabını ben vereyim:

“Hayır...Hayır...Hayır..”

Bir soru daha soruyorum izninizle

“Şu anda dünya üzerinde bizim kadar  ulu ve kıymetli değerlere sahip olupta bu değerlerin farkında olmayan başka bir toplum var mı?”

Lafı çok fazla eğip bükmeyelim!Doğruyu doğrudan söyleyelim.

Biz değerlerimize sahip çıkmıyoruz,sahip çıkamadığımız için boşalttığımız meydanları değer postuna bürünmüş bir sürü rezalet dolduruyor.

Siyasette,ticarette,ekonomide... toplumun herkesiminde rezalet üstüne rezaletler görüyoruz maalesef.

Bunun en büyük sorumlularından  birisi de biziz.

Nasıl?hemen izah edelim:

Bir kere okumuyoruz.

Kitaba yapılan yatırımı ölü yatırım olarak görüyoruz.

Sonra da ruhumuz ve ruhani hayatımız ölüp gidiyor.

İkinci olarak bir şekilde bire bir zahmet çekerek okuyup üreten eli kalem tutan insanımızın kıymetini bilmiyoruz.

Bükemediğimiz eli öpmek yerine kırmaya çalışıyoruz.

İlgisizlik,alakasızlık,duyarsızlık hepimizi bunalım denizinde strese sürüklüyor.

Sonra koro halinde söylediğimiz şarkı şu”depresyondayım”

‘’İbadet vakti camide,kültür zamanı kütüphanede,birlik ve beraberlik zamanı birarada olmazsak’’ tabiki depresyonda oluruz.

Bütün bunlardan kurtulmanının tek yolu var.

O da bize ait olan bu topraktan fışkıran milli ve manevi değerlerimize sahip çıkıp onların etrafında birleşip kenetlenmek.

 

ERENLERDEN:

BEHLÜL DANA DİYOR Kİ....

Halîfe Hârûn Reşîd, birgün Behlûl Dânâ ile karşılaşır ve sorar;

-Nereden geliyorsun?...

-Cehennemden...

-Niçin gittin?...

-Ateş almaya...

-Ne oldu peki, alabildin mi?...

- Alamadım çünkü cehennemde ateş yokmuş...

-Allah Allah! Nasıl olur?...Cehennem ateşle dolu değil mi?...

- Ben de öyle biliyordum...Gittim, Cehennem'in Mâlik'ine sordum...Bana 'Cehennemde ateş yokdur, herkes dünyâdan ateşiyle buraya gelir' dedi..."

 

 

KISSADAN HİSSELER

 

Kasabanın semercisi ölmüş,eşekler hep sevinmişler,hem de Allah’a şükretmişler...

Kasabaya başka bir semerci gelmiş ama birincisinden beter,öyle acemiymiş ki,eşeğin sırtı yara olmuş..

Eşekler toplanıp,Allah’a dua etmişler, duaları tutmuş, semerci haftasına kalmadan ölmüş..

Başka bir semerci gelmiş, hepsinden berbat... Eşekler yine toplanmışlar, dua etmişler, o da gitmiş...Bir başkası gelmiş hay gelmez olaymış!...

Eşekler yine toplanmış, dua etmeye başlamışlar. Sıpalıktan eşekliğe terfi eden bir genç itiraz etmiş:

-Bu sefer başka bir dua edelim. Allah’ım sen bizi bu semerciden kurtar,demeyelim.

-Ya ne diyelim?

-Allah’ım ,sen bizi bu eşeklikten kurtar,diyelim.

 

BİR NÜKTE

Evrensel Hafızlar Derneği Marmara Bölge Başkanı ve İstanbul Fatih Akbaba Mehmet Efendi Cami müezzin kayyımı ve gazetemiz yazarı Bülent Acun hoca’ya  yıllar  önce bir dost meclisinde yeni tanıştığı bir kişi şöyle  sorar;

-Af edersiniz  özrünüz  anadan mı ?

Bülent Hoca, bu soru  üzerine  bir anda  kendini  rakip takımın  ceza  sahasında kaleciyle karşı karşıya  kalan futbolcu gibi hissedip gülerek  soruya şu cevabı  verir:

-Benim özrüm  ne anadan  ne babadan...  Allah’tan.

 

 

Paylaş:  Facebook Twitter Google
YAZARIN DİĞER YAZILARI