:: 14 Kasım 2019 Perşembe

:

:

:
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mustafa ERDOĞAN Mustafa ERDOĞAN

ESKİLERDEN BİR DEMET

16 Ekim 2019 Çarşamba 11:53

Eskiden bu şehirde ne insanlar vardı?

Eskiden Tarsus şen şakrak idi.

Ne zamanki bu çukur açıldı.

 Şehrin göbeğinde 25-30 dönümlük eski Cumhuriyet alanı kazıldı, neler oldu neler.

Eskiden bayram yeriydi orası.

Politikacılar bile buraya gelirdi.

Sonra ne oldu, ne düşünüldü, ne düşünülmedi bilmiyorum.Ama orası bir kazıldı, orası çukur olarak kaldı.

Bu memlekete bir faydası da yok.

Bu çukurun bir yararı varsa bilen  beri gelsin söylesin.

Neyse orası artık öyle kalmış. Buranın üzerini örtmeye gücümüz yetmiyor.

Burası meydan iken nelere kadirdi?. Bazen bayram yeri idi. Bazen Lunapark burada kurulurdu. Bazen Siyasiler gelir konuşmasını burada yapardı.

Hatta ADNAN MENDERES, CELAL BAYAR bile şimdiki Kent Lokantasının üzerindeki balkondan halka hitap ettiler. Diğer siyasetçilerde buraya geldi. Hepsi burada balkon konuşması yaptı. Bu çok büyük meydan ne idi, ne oldu?

Tarsus'un sahipsizliğinden dolayı burası atıl kaldı. Birde bazı kişilerin dedikodusundan dolayı bir adım ileri gidemiyoruz.

BAYRAM YERİ İDİ

Eski Cumhuriyet alanı olan bu çukurun olduğu yerde bayramlar kutlanırdı.

Bunları yazıyorum ki, biraz bilin gülümseyin.

Burada birde ŞEVKET  EMMİ vardı.

Şevket kazandı  denilen bir cırcırlı oyun vardı.

O cırcırda renkler vardı, kenarında vilayetlerin ismi yazardı.

Biz çocukken bile bu cırcırın üzerine paramızı koyar para kazanmaya çalışırdık.

Cırcırın dili nerede durursa o parayı kazanırdı.

Cırcır'da yüzde 90 Şevket emmiye yüzde 10'da katılımcılara kalırdı.

En sonunda ŞEVKET  EMMİ  derdi ki:

 “Şevket kazaanndıııı!!”

(Bu konuyu ileride uzun uzun yazacağım.)

Bu Şevket emmiye “üç kağıtçı Şevket “ derlerdi.

Bunları bilin isterim.

Gençlerde okusun bilgi sahibi olsun isterim.

Bugün aramızda olmayan Şevket Emmiye'de Allah rahmet eylesin.

 

iSTANBULLU

Birde İstanbullu vardı.

Ellerinde tatlıcı kasnağı olurdu. Açarlardı üç kağıt, bu kağıtların ikisi resimli biri beyaz idi. Beyazı bulan parayı kazanırdı.

O dönem köylü kardeşlerimiz saf idi.

Üçkağıtçıların ise kendi adamları da vardı. Kendi adamları parayı kazanırdı, benim zavallı vatandaşım köylü- kentli bunu görünce para kazanmak için kağıtların üzerine parasını basardı.

Ama üç kağıtçılık ya bu? 

Vatandaş parayı basınca  beyazı bulamadın derler eline vurur köylümün parasını alırlardı.

Onların birkaç yardımcısı olurdu.

Onlar parayı kazanırdı. Benim köylüm ise  başkası parayı kazanıyor, ben niye kazanmayayım diye düşünürdü, tüm parasını ütüzürdü. O günler heyecanlı ve zevkli idi.

Bugün o heyecan ve coşku yok!..

Bu da uzun bir hikaye.

Onu da  başka bir gün uzun yazarım.

Bu  arkadaşın İstanbullu diye lakabı vardı, ama kendisi profesör gibi akıllı idi.

 

AVARE

Birde AVARE vardı.

Onlarda talih oyunu oynatırdı. Ona kim AVARE demişti, bilmiyorum. Bu lakabı takan bilinmez.

Ancak bu arkadaş boş gezerdi. O dönem boş gezenlere “AVARE gibi boş geziyor” derlerdi. Bu Avare de kafasını sürekli usturaya vurdururdu. Ufak tefek şişman biriydi. İyi kafa atar, iyi kavga ederdi. Nerede kavga çıkarsa orada olurdu. Avare diğer üç kağıt oynatanlara gözcülük yapardı.

Yine bizim AVARE birde Tombala çektirirdi. O yıllar Tarsus'un Tombalası meşhurdu.

 Bugün Tombala kalmadı.AVARE de rahmetli oldu.

Hatta bazıları AVARE'nin Tarsuslu olmadığını ve Ankara'dan geldiğini iddia ederlerdi.

Bana göre o Tarsuslu idi. Bunların hepsi bir ekipti.

Belki de sayıları 30 kişi vardı.

AVARE, ŞEVKET, İSTANBULLU , TOMBALACI gibi isimlerle anılanların arkasında olanlarla sayıları hayli kabarık olurdu.

Şimdide bazı işlerin simsarı olur. Birileri iş yaparken simsarları gelir alıcı olur, ortalığı kızıştırırdı. İnsanlarda gelir bakar ki bu işin veya malın alıcısı çok.

O iş yada mal iyi diye onlarda alıcı olurdu.

Benim yeni yetiştiğim yıllarda bunlar bizi kovardı.

 Bizi çocuk olarak görürdü.

Henüz 17-18 yaşına girmemişsen onlara yaklaşamazdınız, yaklaşanı kovardı.

Onların böyle görgü ve gelenekleri vardı.

Şevket emmide yaş sınırı yoktu.

Şevket emmide parayı basanın yaşına bakılmazdı.

Çünkü hep ŞEVKET  EMMİ  kazanırdı.

 

NEREDEN NEREYE GELDİK...

Bakın o meydan şimdi de kullanılıyor olsa olmaz mıydı?

Orada 35-40 köy halkı bir araya gelirdi.

Orası köylünün toplandığı bir yerdi.

O meydanın yanında bir itfaiye kulesi vardı.

Orada bir çamlık vardı.

Çamlığın yanında TEPE KAHVESİ vardı.

Tarsus'un ekabirleri o kahvede otururlardı.

Bütün ekabirler burada toplanırdı.

Buranın altı hep dükkandı.

Orası canlı idi.

Tarsus'un kalbi orada idi.

Sonra burası yıkıldı, her şey bitti.

Artık geleceğe bakalım.

O günleri unutmadık ve bugün 1950-1960-1970’li yılları anlattık.Herkese hayırlı günler diliyorum.

Allah can sağlığı verdikçe bu tür yazıları yazmaya devam edeceğim.

İyi ki varsınız..Bizi izlemeye, bizi okumaya devam edin.

Gazetemizin yanı sıra sosyal medyada da bizleri takip eden, yorum yapan tüm okuyucularıma binlerce kez teşekkür ediyorum.

Hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

 

Paylaş:  Facebook Twitter Google
YAZARIN DİĞER YAZILARI