Toplumumuzda bir araştırma yapacak olsak, başımıza gelen çoğu musibetlerin, nefsimize uymamız ve yaşadığımız derin cehaletten kaynaklandığını açık bir şekilde görürüz. Peygamber efendimiz bile bunlardan korunmak için Rabbimize dua etmiştir. “ Allah’ım! Huşu duymayan kalpten, doymayan nefisten, fayda vermeyen ilimden ve kabul olunmayan duadan sana sığınırım.” (D.i.B, Hadislerle İslam,1. Cilt, s.160) Biz ise bu tuzakların ne kadar farkındayız. Bakınız Akif aşağıdaki mısralarında cehaleti hasmı hakiki( gerçek düşman) olarak tarif ediyor.
Yıllarca, asırlarca süren uykudan artık,
Silkin de muhitindeki zulmetleri yak, yık!
Bir baksana: Gökler uyanık, yer uyanıktır;
Dünyâ uyanıkken uyumak maskaralıktır!
Eyvâh! Bu zilletlere sensin yine illet…
Ey derd-i cehâlet, sana düşmekte bu millet,
Ey hasm-i hakîkî, seni öldürmeli evvel:
Sensin bize düşmanları üstün çıkaran el
Bu dünyada hak ve hakikate ulaşmadaki en büyük engelimiz kendi nefsimizdir. Kaside-i Bürde’den sizlere nefisle ilgili mısralar aktarmak istiyorum.
Aç gözlüdür nefis ne verirsen yer
Yedikçe semirir daha var mı der
İstersen önüne dünyaları ser
Günaha doyurup çatlatamazsın
Ne yaman sinsidir aldatamazsın
***
Nefis çocuk gibidir ihmale gelmez
Emdikçe güçlenir doymak ne bilmez
O oburlukla Hakk’a doğru gidilmez
Hemencecik sütten kesiver gitsin
Biraz dizginini kesiver gitsin
***
Aldanıp uyarsan nefsin sözüne
Asla bakamazsın dostun yüzüne
Ne duruyorsun yönel kendi özüne
Nefsini yenmeyi kolay iş sanma
Sakın ha savaştan yılma usanma
İlmimizin ve bilgimizin dünya - ahiret yolumuzu aydınlatması, nefsimizle mücadelemizde bizlere yardımcı olmasını yüce Rabbimden dilerim. Bu sıkıntılı günlerimizde Yüce Mevla’m devletimizin ve milletimizin yar ve yardımcısı olsun.