::
11 Eylül 2026 Cuma

:

:

:
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
H.Hafız Abdürrezzak ÖZ H.Hafız Abdürrezzak ÖZ

MUTLU DOGUM Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz'in Doğumu

29 Nisan 2015 Çarşamba 09:55

Dünya âlemi zulmette kalmışken, bir rahmet güneşi doğmasını bekliyordu.

            İnsanlık âlemi koyu bir sapıklık zulmet karanlığında kaldığı bir dönemde, bu zulmeti ortadan kaldıracak aydınlık güneşi bekliyordu. Çünkü insanlar, insan suretinde vahşi canavarlara dönmüşlerdi. Güçlüler güçsüzleri eziyor, hak hukuk insan hakkı diye bir şey tanımıyordu.

            Romalılar, eşlerini idam etmek öldürmek yetkisine sahip idi.

            Tertülya’na göre; kadın insanı şeytana ulaştıran vasıta, Hz. Âdem’i yasak ağaçtan yemeye mecbur eden şer aleti, Allah kendi suretinde yarattığı insanı Âdem’i tahrib eden felakettir” der.

            Sirklerde insanlar, aç bırakılmış aslanlara parçalatılarak onların feryadını keyif verici manzara olarak seyredilirdi. (Ruhu İslam,  s.212)

            Araplarda, kız çocukları diri diri babaları tarafından kazılan çukurda toprağa gömülürdü.

            Kâinat ezelden âşık olduğu dünya ona ermek için gece gündüz bir saniye durmadan dönüyor, sema ediyordu.

            Dünya, onun hatırı için yaratıldığını bildiği nur doğmamıştı.

            İsa aleyhisselam’dan sonra 600 sene içinde kalp de iman nuru sönmüş, onu tekrar yakacak bir zatı bekliyordu.

            İşte böyle bir zamanda kâinatın âleme rahmet kokuları başladı. Küfür, zulüm denizinde yüzen beşeriyete bir hidayeti ebedi kurtuluş müjdesi geldi.

            Yüce peygamberimiz aleyhisselatu vessellam efendimizin mübarek doğumundan önce, efendimizin yüceliğini, ilahi koruma altında olduğunu gösteren mucizeler meydana gelmiştir.

            Konuyla ilgili önemli bir SASAN sülalesinden NUŞU-REVAN ve Müebbedan denen babaları bazı rüyaları gördü ve meşhur “SATİH” denen kâhine sormaya karar verdiler.

            Bu Satih Kâhini’ni “Kitabül Envar” sahibi şöyle tarif ediyor.

            Satih, Yemen’in büyük kâhinlerinden en üstünü imiş. SATİH’i Cenab-ı Hak, kemiksiz vücudunda asla kemik ve sinir yokmuş, sadece tepesinde ufak bir kemik varmış o kadar. Kasabın kütüğü üzerine konan et gibi yuvarlak bir et küllesi gibi, nasıl kâğıda sarılırsa o şekilde bir et kütlesi olarak kilim, çarşaf gibi bir şeyin içine sarılıp kaldırıp indirirlermiş. Gece hiç uyumazmış, devamlı semaya yıldızlara bakarmış. Çul gibi sırt üstü yerde bu vaziyette bulunur, gözlerini semaya diker sorulanlara cevap verirdi.  Asırlarca bu şekilde yaşamış…

            SATİH, yine bir gece bu şekilde semaya gözlerini dikmiş bakarken, bir şimşek çakmış ve çok yıldızlar görmüş, birbirine çarpıyor, onlardan duman çıkıyor, sonra da onlardan birisi yere indi, ötekide onun arkasına indi. Nihayet hepsi toprağın altına girip kayboldular.

Paylaş:  Facebook Twitter Google
YAZARIN DİĞER YAZILARI