:: 24 Eylül 2021 Cuma

:

:

:
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Duygu SUCUKA Duygu SUCUKA

SOKAKLARDAKİ SURİYELİLER

04 Aralık 2013 Çarşamba 08:44

Suriyeli Mülteciler. Bize sığınalı kaç yıl oldu saymadık bile. Sayılarını da bilmiyoruz. Herhalde 500 bini geçmiştir. Onlar artık bu ülkenin vatandaşı gibi. Ülkelerine dönecekler mi, belli değil. Onlar açısından bakınca dönmek mi zor kalmak mı şarkısı gibi durumları. Bizim vatandaş açısından bakınca da üzerimizde yük oluşturuyorlar.

Suriyeli Mülteciler konusunu daha önce de işledim. Türkiye’nin Suriye politikasının başından beri doğru olmadığını söyleyen taraftayım. Ben Ortadoğu’daki gelişmelere Ortadoğu halklarının ezilmişliği, onların üzerinde oynanan oyunlar açısından bakmaya çalışıyorum hep. O nedenle komşularımızla sorun yaşamanın vahşi batının çıkarına olduğunu düşünüyorum. Şunu da söylemek gerekir ki, bizim Suriye politikamız ne olursa olsun bu sığınmacılar belki bu kadar fazla olmayacaktı ama gene de bize geleceklerdi. Çünkü diğer komşularına da gittiler.

27 Kasım 2013 tarihinde Hasan Kalyoncu Üniversitesi ile birlikte gerçekleştirmiş olduğumuz panel nedeniyle Gaziantep’te idim. Oradaki Suriyeli manzarasını gördüm. Gazianteplilerle bunun kritiğini de yaptık. Her şeyden Mülteciler açısından durumun zorluğunu kabullenmek gerekir. Sokaklarda farklı görüntüleriyle dikkat çekiyorlar. Zenci değiller ama koyu esmer tenleri, bakımsız, hırpani görüntüleri farklılıklarını ön plana çıkarıyor. Daha önce Urfa’da da irdelemiştim bu konuyu. Tüm Güneydoğu illerinde durum aynı. Sınıra yakın şehirlerde daha yoğunlar. Hatta güney illerimizde ve büyükşehirlerimizde bile varlar.

Vatandaş yorumluyor durumu: “Halleri içler acısı, geçinebilmek için dilencilik yapıyorlar, çöplerde dolaşıyorlar, ucuz işgücü oluşturdular, bu da işverenin işine geliyor, o nedenle kendi vatandaşımız iş bulmakta zorlanıyor.” Velhasıl Suriyeliler bölgede istenmez durumda ama bunun çözümü nedir ya da var mıdır, şu an bu sorunun cevabı zor gözüküyor.

Suriyeli Mültecilerin bizde yaratacağı sıkıntıları çok önceden yazmış, işlemiştim. O zamanlar, biz misafirperver bir toplumuz, komşumuz savaşta açken, ölürken onları düşünmek zorundayız, yanlış yazıyorsun eleştirileri geliyordu. O eleştirenler nerelerdeler, şimdi onlar da kayboldu. Sokaklardaki perişan mülteciler için nasıl bir ev sahipliği yaptıklarını da bir anlatsalar…

Çadır kentlerde tutulacaklardı hani? Şehirlere salınmayacaklardı hani? Mümkün mü böyle bir uygulama? Değil. İnsanlar yaşayabilmek için başlarının çaresine bakıyorlar. Onlar da yaşayabilmek için o çadır kentlere sığmadılar ve dışarı taştılar. Bu taşmaları bizim vatandaşın yerini daralttı. Bunu bir eleştiri, ya da yerme ya da kendi vatandaşımızı hicvetme anlamında görmemek lazım. Bu durum, şu anda yaşanan düpedüz bir gerçek.

Bir zamanlar Almanya’daki Türkler, Alman vatandaşlar tarafından istenmeyen yabancılar ilan edilmişti. Ülkede işsizlik artınca Türkleri hedef almışlardı. Malum, Türklerin Almanya’ya gidiş nedeni iş bulmak içindi. Kendi vatandaşı işsiz kalınca Türklere saldırılar başlamış, ülkede Türk düşmanlığı artmıştı. Türklerin Almanya’ya gidiş biçimi ile Suriyelilerin Türkiye’ye geliş biçimi her ne kadar farklı olsa da işsizlik konusundaki benzeşmeye dikkat etmek gerekir.

Bu arada çadır kentlerin yeme-içmesi, gıdası, ilacı, ısınması, kabı-kacağı, okulu-eğitimi, velhasıl yaşamaya dair olan her şeyinin karşılanması gerekirken yeni bir hizmet alanı doğdu. Bu da, bu kanaldan beslenenlerin işine yaradı. Umudumuz devletin çıkarlarının korunuyor olduğu yönündedir.

Suriyeli vatandaşları bağrımıza bastık. Gördükleri zulümden kaçarken onlara kucak açtık. Gelgelelim bu işin bir sonu gözükmüyor. Yani geldiler ve gidecek gibi durmuyorlar. Bu da bizim hem işsizliğimizi artırıyor hem devletin sırtındaki kamburu büyütüyor hem de sosyal deformasyona neden oluyor. Vatandaş rahatsız, vatandaş durumdan şikâyetçi. İşin bir de bu yönünü görmek lazım.

 

 

 

Paylaş:  Facebook Twitter Google
YAZARIN DİĞER YAZILARI